Orman-Kent Arayüzünde yangın riski büyüyor: Küçük alevler, büyük tahliyeler
Sadece 20 dönümlük bir yangının binlerce insanı tahliye etmeye zorlaması, iklim kriziyle birleşen kontrolsüz kentleşmenin itfaiye stratejilerini nasıl 'mahalle savunmasına' dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.

ABD'nin batısında, ormanla iç içe geçen mahallelere doğru genişleyen kontrolsüz konut projeleri, iklim krizinin derinleştirdiği kuraklıkla birleşince kentsel yangın riskini katlıyor. 2024'te Nevada'nın Reno kentinde yalnızca 20 dönümlük bir alanı etkileyen küçük bir yangının binlerce kişi için tahliye uyarısını tetiklemesi, itfaiye stratejisinin 'ormanı korumak'tan 'mahalleleri savunmak'a kaydığının en güncel kanıtı oldu.
University of Wisconsin-Madison bünyesindeki SILVIS Lab'ın verilerine göre, ABD'de Orman-Kent Arayüzü (WUI) olarak tanımlanan ve yerleşim yerlerinin doğal alanlarla iç içe geçtiği bölgeler, 1990-2020 arasında en hızlı büyüyen arazi kullanım türü oldu. Bu bölgelerdeki konut sayısı 30 yılda 30,8 milyondan 44,8 milyona yükselerek ülkedeki tüm konutların yüzde 39'una ulaştı. Bu büyüme, yangın tehdidini doğrudan yerleşim alanlarının merkezine taşıdı.
Geleneksel olarak doğada başlayan yangınlar yerleşim yerlerinden uzak tutulmaya çalışılırken, artan kuraklık ve insanların 'doğada yaşama' arzusuyla orman sınırlarına doğru ilerlemesi, itfaiye kaynakları üzerinde tahliye yollarında tıkanmalara varan yeni bir baskı oluşturuyor. Bu baskı, 2023'te Washington eyaletinin Spokane County bölgesinde somut bir yıkıma dönüştü. Washington Eyaleti Doğal Kaynaklar Departmanı'nın açıkladığı resmi verilere göre, Ağustos 2023'te çıkan Gray ve Oregon Road yangınları 23.000 dönümden fazla alanı küle çevirdi; 366'sı birincil konut olmak üzere toplam 710 yapı tamamen yok oldu.
Bu yıkımın ardından gelen 2024 yazı, riskin büyüklüğü konusunda daha net bir uyarı niteliğindeydi. Reno'nun Somersett mahallesinde Ağustos 2024'te çıkan Hawk Fire'ın etkilediği alan sadece 20 dönümdü. Ancak Truckee Meadows Yangın Koruma Bölgesi'nin KOLO-TV'ye yaptığı açıklamaya göre, yangının kentsel dokuya olan yakınlığı nedeniyle binlerce kişi için tahliye uyarısı verilmek zorunda kalındı. Aynı kentin güneybatısında Eylül ayında çıkan Davis Fire ise çok daha büyük bir alarm verdi. ABD Orman Hizmetleri'nin InciWeb üzerinden yayımladığı verilere göre, 5.824 dönüm alanı yakan ve 14 konutu yok eden yangın, kentsel alanlara ilerlemesi sebebiyle 20 binden fazla kişinin tahliyesine neden oldu.
Uzmanlar, orman yangınlarıyla mücadelede yaşanan bu stratejik değişimin Türkiye için de kritik bir uyarı olduğu görüşünde. Ege ve Akdeniz kıyılarında plansız şekilde orman içlerine yayılan ikincil konutlar ve turizm tesisleri, benzer bir 'orman-kent arayüzü' riski yaratıyor. Bartın Üniversitesi'nin TÜBİTAK desteğiyle yürüttüğü 'Türkiye'nin Yangına Hassas Havzalarındaki Orman-Kent Arayüzü Alanlarının Haritalanması' projesi, bu riski sayısal verilerle ortaya koymayı hedefliyor. 2021 yazında Muğla ve Antalya'da yaşanan büyük yangınlar, yerleşim yerlerinin ormanla iç içe geçtiği bu arayüz bölgelerinde savunma hattı kurmanın ve tahliye operasyonlarını yönetmenin ne kadar güçleştiğini acı bir şekilde göstermişti.
Bilim insanları, iklim değişikliğinin sıklığını ve şiddetini artırdığı sıcak hava dalgalarıyla birlikte, bu 'arayüz' bölgelerindeki her yeni yapının potansiyel bir ateş kapanına dönüşebileceği konusunda uyarıyor. Bu durum, yangınla mücadele stratejilerinin odağını doğal alanlardan yerleşim yerlerine kaydırarak sınırlı itfaiye kaynakları üzerindeki yükü katlıyor.
Bu içerik yapay zeka araçlarının desteğiyle hazırlanmış, yayına alınmadan önce editör tarafından kontrol edilmiştir.


